Şiddet

Tecavüze Uğradık Ey Kız Kardeşim, Unutma Bizi

(Bu yazıda Özgecan’ın fotoğrafını bulamayacaksınız, çünkü tecavüzün öznesİ, tecavüzcüdür.)

 

Bir tecavüz olayı gerçekleştiğinde patriyarka kadının tecavüzü hak ettiğini bilir, mesele ne kadar hak ettiğidir. Genel kanının az hak etmişe dönüştüğü durumlarda bile yine de aslında olduğundan fazla hak ettiğine inanan bir güruh da mutlaka olur. Böylece tecavüz her zaman kadının problemi olduğu bir alana sıkıştırılır ve erkekler konuyla alakası olmayan yorumcular koltuğunda yerlerini almış olurlar. Temiz iş.

Özgecan öldürüldüğünde de hemen ilk soru “Ne kadar hak etti?” oldu. Eleştirel düşüncenin bayraktarı, analiz yeteneği gelişkin, araştırmacı erkeklik, yakarak öldürülen Özgecan’ın mazisindeki kiri araştırmaya başladı. Arayış sürecinde ise “Kim bilir ne yapmıştır.” tandanslı yorumlar geliyordu bir yandan. Sonra Özgecan’ın onlara göre bir “falsosu” olmadığı anlaşılınca, bu namus timsali, tecavüz edilmesindense ölmeyi tercih eden bembeyaz kadını merhamet dolu bağırlarına bastılar. Ölmemiş olsaydı, Özgecan’ı aynı göğüste paralayacak insanlardı bunlar.

Erkekliğin kanatları altında tepkiselliğin büyüdüğü, çoğaldığı bir sürece girdik. Bu olay, namusa, kadınlarının ırzlarına ve “kızlıklarına” yönelikti tam olarak. Diğer tecavüz vak’aları gibi şaibeli değildi. Mesele bir kadının tecavüze uğraması değildi yani. Mesele tecavüze uğrayan kadının yeterince bakire, yeterince temiz, yeterince suçsuz, yeterince arına hayasına canı pahasına sahip çıkmış biri olmasıydı.

Olay daha da ilginç bir boyut aldı. Özgecan’ın annesi kızının namusunu vermek yerine ölmeyi tercih etmesiyle övünüyordu. Acılı bir anne her şeyi söyler deyip geçemedim, çünkü o acılı anne ise, milyonlarca tecavüze uğramış, öldürülmüş kadının anneleri de acılıydılar. Hayır, konuşan patriyarkaydı. Bu saygısız kadının söylediklerini küçümseyecek değildim. Dileyen linç edebilir. O kadının bu ülkedeki tecavüzden sağ çıkan kadınlara bir özür borcu var.

Bilmiyorum hangisi daha korkunçtu. Özgecan’ın öldürülmesi mi yoksa tecavüz edilip namuslarını canları pahasına koruyamayan kadınların tüm bu olaylara şahit olması mı? Yoksa bir annenin -yahut babanın- keşke kızım ölmeseydi dahi diyemeyecek kadar gözlerinin arla namusla kapanmış olması mıydı?

Ve yine aynı dönem bir kapalı kadının megafonu eline alıp “Ben de tecavüze uğradım!” haykırışını dinlediğimde hissettiğim öfkeyi ifade etmek mümkün değil. Özgecan’ın katilinin yakalanması sürecine kadar, kadın katillerinin Özgecan eylemlerine katıldığı, dayakçı ve tecavüzcü erkeklerin en ön safta yer aldığı bir dönemi de atlattıktan sonra sonunda katil içeride öldürüldü ve tecavüzün, kadına yönelik şiddetin kurumsallaştığı bir ülkede herkes o adamın bir mezara dahi sahip olmaması gerektiğini söylüyordu. Evet bence de o adamın yatacak yeri yoktu, ama bunu dillendiren milyonlarca erkeğin de yatacak yeri yoktu.

Geçmiş yıllarda bu konuya da değindiğim bir yazı yazmıştım Kaos GL’de. Buradan ulaşabilirsiniz.

Özgecan bir erkek tarafından katledileli 2 yıl oldu ve aklımızda kalan şey, onu bir erkeğin öldürmüş olduğu değil, saflığı, temizliği, namusluluğu oldu.

Size iyi yaslar, ben isyandayım.

 

Cevapla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir