Liber Eleştiri

Ücretsiz Ped ve Bedeli

Ped reklamlarına dair yazdığı yazı sonrası, sosyal medyadan Ahmet Maranki’ye tepki yağdı. Yazıyı eleştirenlerin başında elbette ki biz feministler geliyorduk; ancak bu yazının konusu Ahmet Maranki ve sayıklamaları değil. Adet döngüsü ile ilgili ne zaman muhafazakar bir çıkış olsa, mutlaka bazı feministler devletin pedleri ücretsiz vermesi gerektiğini söyleyerek, tartışmayı farklı ve çoğu zaman sonuçsuz kalacak bir noktaya sürüklüyor.

Bu talebin kaynağı, ana akım feminizmin anti-kapitalist kökleri. Radikal, sosyalist ya da 3. Dalga feministi olsun; bugün feminizm neredeyse her zaman anti-kapitalist karakterlidir. Bu -esasında sosyalist geleneğe bağlı olarak devlete dair ana akım feminizmde genel bir kanı vardır. Devlet özel mülkiyet ile var olmuş ve özel mülkiyetle beraber var olan ataerkilliğin yeniden üretilmesinin yegane koruyucusu olmuştur. Aslında buraya kadar bazı itirazlarım olsa da bunun tamamen doğru olduğunu varsayarak ilerleyeceğim.

Devleti güçlendirecek her hareket açık ki ataerkilliği de güçlendiriyor. Burada asıl çıkış noktamız ataerkilliği devam ettiren sistemin ne olduğu ve bu sisteme karşı nasıl bir savaş yöntemi geliştireceğimiz.

Mesela devleti güçlendiren şu başlıklara karşıyız: Militarizm, bireysel hak ve özgürlüklere karşı yaptırımı olan bir devlet, polis şiddeti, erkek yargı, erkek yürütme, erkek yasama, kürtaj yasakları… Bunlar devam eder.

Fakat bir noktada ise devleti inatla güçlendirmeyle ve onun bedenimiz üzerinde hak iddia etmesine neden olacak taleplerle geliyoruz. Bir devlet nasıl güçlenir? Devletin bedava olarak sunduğu “hizmetlerin” bir bedeli olmayacağını düşünecek kadar vergi sisteminden bihaber miyiz?

Devlet, ücretsiz olarak lanse ettiği ancak aslında ücretsiz olmayan hizmetleri için vergi dışında şeyler de talep eder. Devletin sübvanse ettiği, devletin ücretsiz olarak önümüze koyduğu hizmetleri sorguladığımızda ve devletin bunların bedeli olarak bizden ne istediğini düşündüğümüzde bazı hoşa gitmeyecek sonuçlara ulaşıyoruz.

Ücretsiz eğitimin her zaman olması gereken olduğunu düşünürüz; ancak ücretsiz eğitim beraberinde tek tipleştirilmiş hocaları, tek tip müfredatı, bilime tek tip bakış açısını, tek tip sınıfları, resmi ideolojinin en değerli üretim yerini getirir. (Şayet şanslıysak bu devlet bir İslam devleti değildir ve fakat yine de en iyi ihtimalle zorunlu olarak din dersi almak durumunda kalırız.)

Ücretsiz olarak aldığınız hizmetin bazı bedelleri var. Yani devletin bir hizmeti ücretsiz(!) sunup bir de bu hizmet üzerinde, hizmetin içeriği ve süreçleri ile ilgili hak iddia edemeyeceğini nasıl düşünebiliriz? Verdiği ücretsiz kitaplarda evrimin anlatılacağını mı ummalıyız mesela? Devletten dolaylı ya da dolaysız satın aldığımız mal ve hizmetler konusuna fazlaca “yerden 50 lira buldum” hissiyle yaklaşıyoruz. Çocuklar ve bebekler için ücretsiz ulaşımın nasıl sonuçları olduğunu şurada anlatmıştım.

Kürtaj konusuna gelelim. Türkiye’de kürtaj yasal ancak aslında uygulamada değil. Çoğu devlet hastanesi keyfi olarak kürtaj yapmıyor. Küçük illerde ise bu daha da zor. Evet, teoride yasal sınırlardaki kürtajınızı SGK ödeyecek! Tabii kürtaj yapacak devlet hastanesi bulursanız.

Kürtajın ücretsiz olmasının da bazı bedelleri var, mesela devletin kürtaj konusunda tekel olması gibi. Onun kurallarıyla oynamak zorunda olmanız gibi. Şayet bu konularda güvenilmez bir devlette yaşıyorsanız, fişlenme ihtimalinizi de göze almanızın gerekmesi gibi. Bununla karşılaşan kadınlar özel hastanelere kayıyor ve fakat devlet, ücretsiz reklamını yapmaya devam ediyor.

Peki ücretsiz ped ne demek? Daha geniş alayım, devletin kadın bedenine dair sunduğu ücretsiz hizmetler ve mallar ne demek? Ücretsiz spiral ne demek, ücretsiz doğum kontrol hapı ne demek, ücretsiz ped ne demek?

Bu alanda ücretsiz talep ettiğiniz her şey bedeninizle ilgili tüm süreçlerin zincirlerini devletin eline vermeniz demek. Seçenek hakkınız yok, seçim şansınız yok, devlet ne istiyorsa, nasıl istiyorsa, hangi yöntemle ve ne kalitede istiyorsa buna mahkum olmak demek. Bedeninizle ilgili yeni baskıcı politikaları uygulamaya sokması için anlamlı bir istatistik olmak demek.

Ücretsiz ped, tampon, kürtaj vb. uygulamasının somut zararları şunlar:

1. Kadın bedeni üzerinde devlet kontrolü artacak.

2. Devlet  sunduğu bu hizmeti yurttaşlar arasında sorgulanamaz kılarak, bireye karşı mutlak iktidarını güçlendirecek.

3. Ücretsiz ped için verdiğiniz vergi, en ucuz pedin 2-3 katı ve daha kalitesizi olacak. Hem daha fazla ödeme yapmış hem de en kötü kalitede, sağlıksız versiyonunu kullanmış olacaksınız.

4. Ücretsiz hizmetler, yoksullar için piyasanın serbest olduğu koşullardan daha kötüsüne razı olmak demektir.

5. Devlet kadınların ne zaman adetleri olduğundan, bir genç kızın adetinin ne zaman başladığından haberdar olabilir. Kadınların üreme dönemlerine ilişkin son derece şahsi bilgilerin devletin elinde olması ciddi bir problemdir.

6. Devletin “ücretsiz” sloganıyla piyasaya girişi piyasayı olumsuz etkileyecek ve daha kaliteli ped satın almak isteyen kadınların önlerindeki seçeneklerin azalmasına neden olacaktır. Dahası daha iyisini kullanmak isteyen kadınlar haksız bir şekilde ücretsiz pedler için vergi vereceklerdir.

Peki nasıl oluyor da devlet karşıtı bir feminizm; ataerkilliği devletin yeniden ürettiğini, var ettiğini söyleyen bir feminizm, kendi bedeni ile ilgili tüm ipleri devlete vermeye hevesli oluyor?  Cevap uzun ve başka bir yazının konusu.

Bedenimize ve üreme sağlığı ile ilgili süreçlere dair bilgiler ve seçimler bizimdir. Bunu herhangi bir güce devretme talebini yükseltme lüksümüz yok, çünkü her birey biriciktir ve liberal bir devlet bunun önüne geçmemelidir.

Cevapla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir