Arşiv Bireyci Feminizm Okulu Çeviri

Feminizm kısım 1: Aynılık yaklaşımı

*Bu yazının devamı “Feminizm kısım 2: Farklılık yaklaşımı“dır. Çeviren: Mete Han Gencer.

Görsel: Hilal Güler, dijital kolaj.

Akademinin hem içindeki hem dışındaki feminizm tartışmalarında bazen feminist fikirlerin çeşitliliği takdir edilmez. İki feminist çeşitli teorik ve pratik mevzularda farklı fikirlere sahip olabilir. Örneğin, baskının doğası, seks işçiliği ve kürtaj hakkında farklı düşünebilirler. Bu ve bunun devamı olan yazıda cinsiyetçi baskıyla ilgili iki genel feminist yaklaşımdan bahsedeceğim: aynılık yaklaşımı ve farklılık yaklaşımı. Bu ilk yazı aynılık yaklaşımına odaklanıyor.

Özellikle bir politik akımdan doğal şekilde ortaya çıkan düşünceleri kategorize etmenin çok yolu vardır. Aynılık yaklaşımı denen düşüncenin hümanist ya da liberal feminizm denen düşünceyle benzerlikleri vardır. Temel fikir insanlara onların fiziksel ve sosyal özelliklerinden bağımsız şekilde eşit davranılması gerektiğidir. Genel argümanları şöyledir:

1. Eğer A ve B alakalı konularda aynıysa A ve B’ye aynı davranılmalıdır.

2. Kadınlar ve erkekler alakalı konularda aynıdır.

Sonuç: Kadınlara ve erkeklere aynı davranılmalıdır.

Bu argüman ilk bakışta ikna edici duruyor. Eğer iki şey gerçekten önemli olan konularda aynıysa o şeylere karşı farklı davranmak irrasyonel olurdu. Örneğin, eğer iki iş adayı bir iş için eşit derecede kalifiye ise birini sadece erkek olduğu için işe almak adaletsiz olurdu. Bu sezgi aynılık yaklaşımına temel oluşturur. Dikkat edilmesi gereken şey bu yaklaşımın kadın ve erkeklerin her açıdan tamamen aynı olduğunu söylemesi gerekmediğidir. Bu yaklaşımın savunucusu doğal ve toplumsal farklar olduğunu kabul edip gerçekten önemli olan konularda herhangi bir fark olmadığını iddia etmeyi sürdürebilir. Yine de, insanlar gerçekten neyin önemli olduğu konusunda ayrışabilir. İnsan onuru, zeka, ruh, belirli kapasiteler veya herhangi başka bir şey farklı insanlara göre farklı öneme sahip olabilir.

İyi bilinen aynılık yaklaşımı savunucularından biri filozof John Stuart Mill’dir. Kendisi en çok ahlak felsefesindeki ve politik felsefedeki yazılarıyla bilinir. Mill, geçmişle günümüz arasındaki farklardan birinin ayrımcılıkların artık önemli ölçüde azalması olduğunu söylemiştir.

“Artık insanlar yerleri belli doğmamaktadır ve doğdukları yere acımasızca bağlanmış değillerdir. Artık kendi yeteneklerini kullanma özgürlükleri ve fırsatlarını değerlendirme şansları vardır ve bunlarla istedikleri birçok şeyi başarabilirler”

Mill’e göre bireyler arasındaki anlamlı ayrımlar ırk, cinsiyet veya ekonomik sınıf gibi alakasız şeylere göre yapılamazdı.

Aynılık yaklaşımının sezgisel gücü çok olsa da, kendisiyle ilgili bazı problemler olabilir. Daha önce bahsedilen iş adayları örneği düşünün. İki aday eşit derecede kalifiye ise cinsiyetlerine bakılarak ayırt edilemeyeceklerini söylemiştik. Şimdi aynılık yaklaşımının bu örnek üzerinden yapılan iki eleştirisine bakalım.

İlk olarak, aynılık yaklaşımı pozitif ayrımcılığın tamamen yasaklanması gerektiğini mi ima eder? Nihayetinde, eğer iki insanı yalnızca cinsiyetlerine göre ayırt etmek yanlışsa ne erkekler ne de kadınlar cinsiyetleri sayesinde iş sahibi olmalılar. Ancak aynılık yaklaşımını destekleyenler de dahil olmak üzere birçok feminist muhtemelen işe alım sürecinde biraz pozitif ayrımcılığı onaylayacaktır. Bununla aynı türde bir eleştiri ırka dayalı pozitif ayrımcılığa karşı da yapılmıştır ve hatta bazen “ters ırkçılık” olarak isimlendirilir.

Bu tarz eleştirilere verilen standart cevap erkeklerin ve kadınların (beyaz ve beyaz olmayan insanlar gibi) rekabete toplumda adil olmayan noktalardan başladığını söyleyerek doğrulayıcı eylemi temellendirmektir. Erkekler, özellikle beyaz erkekler, yıllar boyunca usülsüz pek çok avantaj elde edegelmiştir. Bu nedenle işe alım sürecinde kadınları ve beyaz olmayan adayları tercih etmek adaletsiz değildir. Bu yönde bir tercih kendilerine karşı uzun süredir var olan bir önyargıya tepkidir.

Böyle bir cevabın aynılık yaklaşımıyla nasıl barıştırılabileceği net değildir. Belki bu yaklaşımın savunucusu “eşit davranma” ile kastedilen şeyin geçmişte haksızlık yapılmış grupların şu an tercih edilmesini içerdiğini söyleyebilir. Bu sayede geçmişte yapılmış haksızlıklar telafi ediliyordur. Eğer benimsenen görüş buysa aynılık yaklaşımı savunucusu bunu teorisinde açık şekilde belli etmelidir.

İkinci ve alakalı bir zorluk iki adayın eşit derecede kalifiye olmasıyla ilgili yaptığımız varsayımla ilgili olabilir. Sonuçta, ne sıklıkla adaylar eşit derecede kalifiyedir? Daha alakalı olarak, kadınların sistematik olarak iş için bir aday olarak değerlendirilmeden bile önce cinsiyetçilik sonucu niteliksiz olma olasılıklarının yüksek olma ihtimaline değinmeli miyiz? İnsanlar gelişme süreçlerinde aynı eğitimi, fırsatları ve cesaretlendirmeyi almıyor. Aynılık yaklaşımı şüphesizce bu cephelerde değişim olmasını talep eder ama yaklaşımın savunucuları hayal ettikleri adil geleceğe ulaşmak için şu an farklı bir şeyler yapılması gerektiğini söyleme konusunda baskı altında olabilirler. Çok uzun zamandır kendilerine eşit davranılmamış kimselere karşı diğerlerine davranıldığı gibi davranmak sadece zaten önde olanların önde kalmaya devam etmesine yarayacaktır.

Okuyucu aşağıda cinsiyetçi baskıya karşı aynılık yaklaşımı üzerine okuyacak birçok kaynak bulabilir. Ancak haberlerde ve arkadaşlar arasında yapılan tartışmaları gözlemleyerek bu yaklaşımın (ve sonraki kısımlarda konuşulacak farklılık ve dominantlık yaklaşımlarının) kullanım alanlarını tespit etmek de eğitici olacaktır.

Referanslar

de Beauvoir, Simone. The Second Sex. 1949.

Hackett, Elizabeth, and Sally Haslanger. Theorizing Feminisms: A Reader. New York: Oxford University Press, 2006.

Jaggar, Alison (1983). Feminist Politics and Human Nature. Totowa, NJ: Rowman and Littlefield.

Mill, J.S. “The Subjection of Women.” 1869.

Nussbaum, Martha (2000). “The Future of Feminist Liberalism.” Proceedings and Addresses of the American Philosophical Association 74: 47–79.

Okin, Susan Moller (1989). Justice, Gender and the Family. Basic Books: New York.

Cevapla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir