Batı Feminizmi Çeviri Cinsel Kimlikler Teorik

Liberteryen feminizm ve trans bireyler

Bu yazı, TransAdvocate’ın Sharon Presley ile yaptığı söyleşinin Türkçe çevirisidir. Çeviren: Mete Han Gencer. Görsel: Saliha Çolak, dijital kolaj.

Sharon Presley, Association of Libertarian Feminists (ALF)’in baş yönetmenidir. ALF, Amerika başkanlık seçiminde oy alan ilk kadın Toni Nathan tarafından 1973’te kuruldu.

1. Bir liberteryen feminist fikir lideri olarak trans popülasyona diyecek tek bir şeyiniz olsaydı ne derdiniz?

Liberteryenler, her bir bireyin diğer tüm bireylerle aynı haklara sahip olduğuna inanmaktadırlar. Yani, her birey diğerlerinin haklarına karışmadığı sürece ne istiyorsa onu yapma hakkına sahiptir. Bunun istisnası yoktur. Başkalarını bir şeylere zorlamadıkları müddetçe trans bireylerin ne yapmak istedikleri yalnızca kendilerinin bilecekleri iştir.

2. Genel olarak feminizmi nasıl tanımlıyorsunuz ve kendinizle ne açıdan alakalı görüyorsunuz? Liberteryen feminizmin genel anlamdaki feminizmden farkı veya feminizme katkısı nedir?

Bizim benimsediğimiz tanım diğer feministlerin benimsediği temel tanımdan farklı değil – erkeklerde politik, sosyal ve ekonomik alanlarda eşitliğe ulaşmak için yapılan kadın hakları savunusu.

Diğer feministlerle pek çok ortak hedefimiz var. Farkımız ise “pozitif özgürlüğü” denen şeyi sağlamak için devletin gücünü kullanmak istemiyoruz çünkü bu bu amaca katkıda bulunmak istemeyen bireylerin haklarını ihlal etmeyi gerektiriyor. Bize göre, devletin tek rolü hakları korumaktır, buna trans bireylerin hakları da dahildir. Yani, hiçbir devlet kurumu trans insanlara diğerlerinden farklı davranmamalıdır. Eğer bir devlet kurumu böyle davranıyorsa yanlış bir şey yapıyordur ve yapmayı bırakana kadar güçlü bir şekilde eleştirilmeli ve karşı çıkılmalıdır. Bununla birlikte, insanlara onları devletin Büyük Birader’ine muhtaç bırakmadan yardım etmenin yolunun özel yardımlardan ve karşılıklı yardımlardan geçtiğine inanıyoruz. Sadaka yerine insanlara el uzatmaya inanıyoruz. Bu hem külfetli bürokrasilerden daha verimli hem de psikolojik olarak daha güçlendirici.

3. Trans bireyler liberteryen feministler veya liberteryen feminist akımı tarafından nasıl görülmeyi beklemelidir?

Liberteryen feministler onları bireyler olarak görür ve kabul eder. Seçimleri alışıldık olmayabilir ama liberteryen feminizm de alışıldık değildir. Çoğu liberteryen de aynı durumdadır. Trans bireylerle ilgili bir problemi olanlar liberteryenizmin temeli olan bireycilik ilkesini ihlal etmektedir.

4. Trans topluluğu çok sayıda sosyal eşitsizlik problemine maruz kalmaktadır: yarısı tecavüze uğramış, 1/4’ü ile 1/3’ü arasında bir oranı dövülmüştür. Sürekli işsizlik ve evsizlik trans topluluğu için yine önemli problemler arasındadır. Evsizlik programları ve sosyal hizmet kurumları sıkça trans bireylere yardım etmeyi reddetmektedir. Liberteryen feminizm bu sorunlar için ne gibi çözümlere ulaşabilir?

Şu an devam eden liberteryen feminist antolojimizde, Nathan Goodman tam olarak bu problemi tartışacaktır. Bizim görüşümüzde, trans bireylere hizmet sağlamayı reddetmek veya onlara diğer bireylerin herhangi bir şekilde farklı davranmak ahlaken yanlıştır. Böyle bir tutuma karşı mücadele etmek ve protestolar düzenlemek kesinlikle uygundur. İnsanlara bireyler olarak davranan özel alternatifler geliştirmek iyi bir seçenek olurdu. Tıpkı feministlerin tecavüzle ve aile içi şiddetle mücadele etmek için kendi emekleriyle yeni yollar ve hizmetler geliştirmek zorunda kalması gibi trans bireyler topluluğu (ve topluluğa sempatik yaklaşanlar) da belki kendileri için böyle çözümler geliştirmeye ve diğer trans bireylere yardım etmeye en uygun olan insanlardır. Kadınlar için neyin problem olduğuna dair hiçbir fikri olmayan beyaz insanlar tarafından yönetilen bürokrasilere bakılırsa trans bireylerin de öyle bürokrasiler yoluyla çözüm bulma şansı düşüktür.

5. Son soruya bir ekleme olarak, trans bireyler çok yüksek oranda HIV’e maruz kalmaktadır. Örneğin, sahraaltı Afrika’da HIV enfeksiyon oranı %5 iken trans bireyler arasında %30’dur. Riskte olan trans popülasyonla çalışan insanlar popülasyon içerisinde bu yüksek HIV oranını açıklayan ortak faktörler olduğunu fark etti. Bu nedensel faktörler genellikle şöyle:

İstihdamda ayrımcılık işsizlik kirayı ödeyememe evsizlik konutlandırma/sosyal hizmette ayrımcılık yaşama tutunabilmek için seks işçiliği yapmak ve/veya kalacak yerle seks takası yapmak HIV pozitif olmak.

Liberteryen feminizm trans topluluğundaki bu HIV salgınına çözüm olarak ne getirebilir?

Buna verilebilecek tam bir cevap bu anketin sınırlarını aşacaktır çünkü başlı başına bir kitap gerektirmektedir. Kısa cevap, eğitim ve karşılıklı yardımdır. Üzücü gerçek, toplumu normdan farklı olan insanlar hakkında eğitmenin zaman almasıdır. Kısa vadeli eğitim gerçekleştirilmeye çalışmalıdır ama tatmin edici sonuçlara erişmek zaman alabilir. Ayrımcılığa maruz kalan diğer gruplar, toplumu eğiterek ilerleme kaydettiler. Boykotlar ve diğer protesto biçimleri de bazı durumlarda kısa vadede etkili olabilir.

Fakat kısa vadede, karşılıklı yardımın (trans topluluğu ve topluluğa sempatik yaklaşan kimselerin yardıma ihtiyacı olanlara el uzatması; insanların ücretsiz veya düşük ücretle katılabileceği sağlık ve işle alakalı yardımcı gruplar oluşturulması vb.) daha iyi bir fikir olduğunu düşünüyoruz. Aslında böyle oldukça etkili karşılıklı yardım gruplarının şu an devam eden örnekleri var ancak basında pek yer almıyorlar.

Sadece iki örnek vermek gerekirse: Ithaca Sağlık İttifakı (Ithaca Health Alliance), 1997’den beri var olan, kâr amacı gütmeyen üyelerin sahip olduğu bir sağlık güvenlik sistemi. Acil tıbbi ve dişle ilgili ihtiyaçları olanlar için finansal yardım sağlamaktalar. İşbirlikçi Ev Bakımı Ortakları (Cooperative Home Care Associates), New York’ta işçilerin sahip olduğu, 500’den fazla Afro-amerikan ve Latin kadın için iş ve yardım sağlayan bir kurum. Bu tarz modellere bakarsak trans bireylerin kendilerine yardım etmeleri için güvenilmez devlet hayırseverliğine bağlı kalmaktan fazlasını yapabileceklerini görebiliriz. Karşılıklı yardım topluluğunun mottosu “Hayırseverlik Değil Dayanışma”dır. Bize göre, bu gidilebilecek en iyi yoldur.

6. Feminizmin çeşitli türleri trans bireylere ve trans toplumunu etkileyen problemlere farklı şekillerde cevap vermektedir. Açık ara en iğneleyici olansa radikal feminizmin bir altkümesi olan Trans Dışlayıcı Radikal Feminizm (TERF)’dir. Yaydıkları bazı fikirler şunlardır:

* Toplumsal cinsiyet diye bir şey yoktur. Dolayısıyla transseksüel insan diye bir şey var olmamalıdır. Janice Raymond, hem Carter hem Reagan yönetimine tüm trans bireylere zorunlu iyileştirici terapi verilmesini ve trans sağlık bakımının kısıtlanmasını gerektiren bir plan önerdi. “Aile değerleri” gereğince planı yürürlüğe konuldu.

* Biyoloji kaderdir. Eğer doğumda erkeksen (MAAB) bir daha asla değiştirilemeyecek, aşılamayacak, aşağılanamayacak veya vazgeçilemeyecek bir ayrıcalığa sahipsindir.

* Transseksüel olmayan insanlardan bahsetmek için kullanılan “cisgender” retronimi baskıcıdır ve erkek şiddetinin örneklerindedir.

* Trans eşitliğini sağlamaya yönelik girişimler baskıcıdır ve erkek şiddetinin örneklerindedir.

* Devamı burada bulunabilir.

Sosyalist feministler hararetli bir şekilde feminizmin bu anti-trans kanadını eleştirdiler. Liberteryen feminizmin TERF perspektifinden ne yönden farklı olduğunu açıklayabilir misiniz?

Bunu tamamen reddediyor ve karşısında dehşete düşüyoruz! Toplumsal cinsiyet kesin surette gerçektir ve bunu her sosyal bilimci size söyleyebilir. Toplumsal cinsiyet üzerine çalışan sosyal bilimciler, anatominin kader olduğunu düşünmüyor ve biz de buna katılıyoruz. Dahası, anatominin kader olduğu fikri bireycilik ilkesini ihlal ediyor çünkü ilke, insanları grup özellikleri temelinde değil bireysel faziletleri temelinde yargılamamızı gerektiriyor.

İnsanları oldukları şeyden farklı olmaya zorlamak (o insanların diğerlerini zorlamadığını varsayarsak) bizim bireyci ve liberteryen ilkelerimize tamamen karşıdır. Bu tarz bir konuşma sosyal faşizmdir ve bunun hiçbir kısmını istemiyoruz. Bu, yüzyıllar boyunca çok fazla acıya, ölüme ve yıkıma sebebiyet veren patolojik bir düşünce şeklidir. Irkçılıktan, cinsiyetçilikten ve varsayılan bir ideal uğruna diğerlerine zarar verme amacı güden herhangi başka bir -izmden farksızdır. Basitçe, değişime karşı olan patolojik korkunun üzeri örtülmüş halidir. Bu deli saçmasına ihtiyacımız yok. Diğerlerinin de dediği gibi, bu sadece nefret söylemidir ve bizim feminizmden anladığımız şeyin hiçbir kısmına benzememektedir.

Cevapla

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir